26 Ağustos 2016 Cuma

21. gün - 3 hafta

Bir kedi kaybından bahsettiğinizde insanlar ağız birliği etmişçesine yeni bir kedi edinmekten bahsediyor, inanmak çok güç. Hiç etkileşimde bulunduğu bir evcil hayvanı olmamış kimselerin derinlemesine düşünemeden ve hissedemeden böylesine sığ bir fikir öne sürmesi başta beni şaşırtmamıştı ama kızdırmıştı. Sanki bozulan bir mutfak eşyasından bahsediyorum, yenisini alırsınız da ne demek?
Kaybımın ilk günlerinde beni anlayacak birilerine yemekten sudan daha çok ihtiyaç duymuştum. İnternette kedilerini kaybedenlerin ve benim kaybettiğim şekilde kaybedenlerin yazılarını arayıp okumuş, kaybımı herkesten gizleyip sadece kedi sahibi arkadaşlarımla paylaşmıştım. Kedi sahibi arkadaşlarımın da ezici bir çoğunluğu (ve kırıcı) sokakta onlarca bana muhtaç can olduğundan, Fıstık'ın onlara bakmam durumunda bana minnet duyacağından bahsettiler. Ben kedimi 1 yaşında kaybettim, kedimle 1 kış 1 ilkbahar ve 1 yaz geçirdim, bir sonbaharı tamamlayamadım bile. Benim meleğim her mevsimi 1 kere tattı. Birlikte yıllar geçirmedik, bu çok erken bir kayıptı. Bütün kaderci söylemler, vakit saat meseleleri bir kenarda dursun fakat bebeğimin sokaklarda daha çok yaşayabilecek olma ihtimali aklımın bir köşesinde hep olacak ve kalbimin bir yerlerini hep yaralayacak. Bu sebeple, yeni bir hayata müdahil olmak bana gerçekten korkutucu geliyor ve buna cesaret edebileceğimi de sanmıyorum. Belki savunmasız ya da güçten düşmüş bir minik görürsem bir gün, sokakta bırakmam ölüme terk etmek olacaksa, bir ihtimal ancak o zaman. Ama o zaman da şu zamandan hayli uzakmış gibi hissediyorum.
İnternetten kayıp yaşayanların yazılarını aradığım zamanlar, bir hanımefendinin dokunaklı yazısına denk gelmiştim. Kedisini benim gibi kaybeden ve benim yaşadığım o kahredici süreci bire bir yaşamış, kedisinin kocaman olmuş gözlerinde o bakışı görmüş birisiydi. O da bu önerilere tepkisini dile getirmişti ve onlara Cemal Süreyya'nın “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü, kör oldum” dizeleriyle karşılık vermek istediğini söylemişti. Yazısının sonuna ismini not düşmüştü, kaybı 7 yıl öncesine aitti ama bu derdimi tümüyle yaşamış kişiye ulaşmak, hiç değilse ne zaman geçeceğini öğrenmek istemiştim. Kızının “o” bakışlarının ağırlığının ne zaman dağıldığını, ne zaman bir kapıyı açtığında ardında kızını hayal etmeyi bıraktığını, ne zaman koltuğundaki karaltının kızı olmadığını kabullendiğini, ne zaman kızıyla olan hatıralarını ciğeri yanmadan hatırlayabildiğini... Kendisi sağ olsun çok duyarlı ve çok canayakın bir tavır sergiledi. Acının zamanla solduğunu ama özlemin hep aynı kaldığını, hala küçük kızını sık sık düşündüğünü söyledi. Ve belki bana acımasızca geleceğini ama acımı dindirecek tek yol bildiğini söyledi, yeni bir tüy yumağı edinmek.
Haydaaa... dedim ilk önce, sonra bu ihtimali düşündüm enine boyuna. Enine boyuna düşünerek geldiğim nokta güçten düşmüş sokaklarda barınamayacak bir kedi edinmek oldu zaten, onun için de en azından 1 yıl geçmesini istiyorum, bu uzak tarih kararı da son günlerde iyice zihnimde oturdu.
Oturduğundan beri de biraz huzur buldum gibi, Fıstığım yine etrafımda gibi ve biraz daha neşeli dolaşıyor gibi. Rüyalarıma da gelecek gibi hatta, benle barışmış gibi, hissediyorum.
Kızımın yaladığı vitamini, kızımın diliyle kutsadığı malt tüpünü, bi başka dikenli dil yalayacak öyle mi?
Yok ya?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder