Cumartesi günü beni ısıran kedi için, üzerinde çip olduğunu ve aşı durumunu teyit edeceklerini söylemişlerdi. Tetanoz aşısını her halükarda olmam gerekecekti ama kuduz aşısını olmam ya da olmamam kedinin aşı durumuna göre belirlenecekti. Cumartesi günü kedi, bakıcısının üzerine yürümesinden ürkmüş olacak ki yanına yaklaşmasına müsaade etmedi. Yemek saatinde yakalayabildiklerini, beni durumdan haberdar edeceklerini söylediler ancak pazartesi gününe dek bir haber gelmedi. Pazartesi günü tetanoz aşısı için aile sağlığı merkezine doğru ilerlerken ben telefon ettim ve kediyi yakalayamadıklarını söylediler. Gayet insan canlısı bir kediydi ki dedikleri gibi yemek saatlerinde yakalamaları da mümkündü, onca öğüne rağmen hala yakalamadıklarını öğrenince yakalamayacaklarını da anlamış oldum.
Kuduz aşısını yaptırmam gerekmiyorsa yaptırmak istemeyişim aşının tam 5 doz uygulanıyor olması sebebiyleydi. Canım tatlı değildir, kızımı kaybettiğimden beri çektiğim her türlü fiziksel acıyı da kefaret kabul ediyor ve çekmeye gönüllü oluyorum, sadece her seferinde gidip gelmenin biraz uğraştırıcı olacağını düşünmüştüm. Aile hekimimize göründüğümde doktor kuduz aşısı da olmamın iyi olacağını ancak kuduz aşılarını yalnızca hastanelerin acillerinde yaptırabileceğimi söyledi. En yakın hastane araçta ve yaya geçireceğim süre olarak toplamda 45 dakika kadar uzaklıktaydı bu yüzden kuduz aşısının gerekliliğini kafamda bir kez daha tarttım. En sonunda yarın bir gün bir kedi daha sevmek istediğimde başıma tekrar böyle şeyler gelmesi ihtimaline karşı, en azından aynı tedirginliği duymamak için yaptırmaya karar verdim. Hastaneye giderken bir kediyi, hastaneden çıktıktan sonra bir kediyi besledim. Sık sık ağlamaklı oldum yolda, sık sık da bağırmaklı. Hemşire aşıları vuracağında da bir an meleğimin aşılar için bekleyişleri geldi ve bir kez daha gözlerim doldu.
Aşılardan önce bir onam kağıdı imzalatılıyor, yalnızca tüm risklerden haberdar etmek üzere. Bizim okulda imzalattığımız onamların aşı için uyarlanmış olanı, bunu bilmeme rağmen okumak benim için ürkütücüydü. Ama itiraf edeceğim, alerji kısmını okuduğumda acaba meleğim ve tanrı bana bir jest mi planladılar diye heyecanlanmadım değil.
- Bu kabul etmiş,
- Bu arkadaşını ayartmış,
- Bu aşıyı vurmuş,
- Bu anaflaktik şok geçirmiş,
- Bu da hadi bana hadi bana eyvallah demiş!
Kuduz aşısını yaptırmam gerekmiyorsa yaptırmak istemeyişim aşının tam 5 doz uygulanıyor olması sebebiyleydi. Canım tatlı değildir, kızımı kaybettiğimden beri çektiğim her türlü fiziksel acıyı da kefaret kabul ediyor ve çekmeye gönüllü oluyorum, sadece her seferinde gidip gelmenin biraz uğraştırıcı olacağını düşünmüştüm. Aile hekimimize göründüğümde doktor kuduz aşısı da olmamın iyi olacağını ancak kuduz aşılarını yalnızca hastanelerin acillerinde yaptırabileceğimi söyledi. En yakın hastane araçta ve yaya geçireceğim süre olarak toplamda 45 dakika kadar uzaklıktaydı bu yüzden kuduz aşısının gerekliliğini kafamda bir kez daha tarttım. En sonunda yarın bir gün bir kedi daha sevmek istediğimde başıma tekrar böyle şeyler gelmesi ihtimaline karşı, en azından aynı tedirginliği duymamak için yaptırmaya karar verdim. Hastaneye giderken bir kediyi, hastaneden çıktıktan sonra bir kediyi besledim. Sık sık ağlamaklı oldum yolda, sık sık da bağırmaklı. Hemşire aşıları vuracağında da bir an meleğimin aşılar için bekleyişleri geldi ve bir kez daha gözlerim doldu.
Aşılardan önce bir onam kağıdı imzalatılıyor, yalnızca tüm risklerden haberdar etmek üzere. Bizim okulda imzalattığımız onamların aşı için uyarlanmış olanı, bunu bilmeme rağmen okumak benim için ürkütücüydü. Ama itiraf edeceğim, alerji kısmını okuduğumda acaba meleğim ve tanrı bana bir jest mi planladılar diye heyecanlanmadım değil.
- Bu kabul etmiş,
- Bu arkadaşını ayartmış,
- Bu aşıyı vurmuş,
- Bu anaflaktik şok geçirmiş,
- Bu da hadi bana hadi bana eyvallah demiş!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder