1 hafta önce, tam da bugün korkum başladı.
O günün öncesindeki günlerdeyse, Şekerin çok büyük esnediğinde çenesinden gelen sesleri kafaya takmıştım. Acaba annesiyle fazla zaman geçiremedi mi, ondan mı çok sağlam bir vücuda sahip değil ki diye düşünüp duruyordum. Böcek o kadar hareketli o kadar neşeli, iştahlı, normal bir kediydi ki, onun için endişelenmek aklıma gelmemişti. Veterinere ilk gittiğimizde veteriner muayene edip, "sağlıklı" demişti. Bir de sanırım, siyah kedilerin güçlü görünen kas yapısından ötürü, Böcek benim için hep "sağlıklı", çok "sağlıklı"ydı.
Dün öğleden sonra aradım, çıkan kişi bizimle ilgilenen hekimin adını sordu. Birden fazla kişi olduğunu ama en çok Zeynep Hanımın ilgilendiğini söyledim. Peki o halde ben ona ulaşayım da sizi arasın dedi. Bekledim, bekledim beni kimse aramadı. 50 dk sonra, mesainin sonuna gelinirken tekrar aradım bu kez biyopsiyi alanın Ümit Bey olduğunu söyledim. Ona söyleyeyim arasın denince önceki aramamda da böyle dendiğini 5 dakika sonra arasam cevap alıp alamayacağımı sordum. Peki o zaman 5 dakika sonra arayın dedi, aradım. Sonucun çıkmadığını Ümit Beyin zaten belli olduğunda beni arayacağını söyledi.
Ama yine de, beklemek zor. Bugün öğleden sonra tekrar aradım. Zaten bana söylenen de 2 gün sonra aramamdı en başta. Dahiliye bölümü patoloji bölümünün numarasını verdi ancak cerrahidekilerin ameliyatta olduğunu söyleyerek, sonucunuz çıktıysa bile yarın ararsanız yorumlanabilir bugün cevap alamazsınız, dedi. Patoloji bölümünden telefonumu cevaplayan çekimser genç hanımefendi, prosedürün tam işleyişi nasıldır bilemiyorum ama bana henüz hazır olmadığını söyledi. Yarın tekrar arayacağım.
Arayacağım sıralarda tam metanetimi topluyorum, tamam bu konuşmaya hazırım diyorum. Ama hele de telefonda beklemem için bir müzik çalarsa hop göz pınarlarımla savaşım başlıyor. Telefonu kapattıktan sonra ise hiç savaşmıyorum, istisnasız gözyaşı. Ellerimi yüzümün tamamını kaplayacak şekilde kapayıp, kendimi koruyuşum mu desem karanlığa koyuşum mu. Bilmem...
Bazen ilk inceleyen uzmanın sözleri aklıma geliyor ve iyimser bir hisle doluyorum.
Genel, uzun süreli.
Bazen de boğuluyorum.
Bazen gerçeklerle yüzleşmekten korkuyorum, bazen de geç kalmaktan.
Böyle böyle vakit geçiyor...
Güzel sürprizlerle karşılaştır, yavrumu bana bağışla Allah'ım...
O günün öncesindeki günlerdeyse, Şekerin çok büyük esnediğinde çenesinden gelen sesleri kafaya takmıştım. Acaba annesiyle fazla zaman geçiremedi mi, ondan mı çok sağlam bir vücuda sahip değil ki diye düşünüp duruyordum. Böcek o kadar hareketli o kadar neşeli, iştahlı, normal bir kediydi ki, onun için endişelenmek aklıma gelmemişti. Veterinere ilk gittiğimizde veteriner muayene edip, "sağlıklı" demişti. Bir de sanırım, siyah kedilerin güçlü görünen kas yapısından ötürü, Böcek benim için hep "sağlıklı", çok "sağlıklı"ydı.
Dün öğleden sonra aradım, çıkan kişi bizimle ilgilenen hekimin adını sordu. Birden fazla kişi olduğunu ama en çok Zeynep Hanımın ilgilendiğini söyledim. Peki o halde ben ona ulaşayım da sizi arasın dedi. Bekledim, bekledim beni kimse aramadı. 50 dk sonra, mesainin sonuna gelinirken tekrar aradım bu kez biyopsiyi alanın Ümit Bey olduğunu söyledim. Ona söyleyeyim arasın denince önceki aramamda da böyle dendiğini 5 dakika sonra arasam cevap alıp alamayacağımı sordum. Peki o zaman 5 dakika sonra arayın dedi, aradım. Sonucun çıkmadığını Ümit Beyin zaten belli olduğunda beni arayacağını söyledi.
Ama yine de, beklemek zor. Bugün öğleden sonra tekrar aradım. Zaten bana söylenen de 2 gün sonra aramamdı en başta. Dahiliye bölümü patoloji bölümünün numarasını verdi ancak cerrahidekilerin ameliyatta olduğunu söyleyerek, sonucunuz çıktıysa bile yarın ararsanız yorumlanabilir bugün cevap alamazsınız, dedi. Patoloji bölümünden telefonumu cevaplayan çekimser genç hanımefendi, prosedürün tam işleyişi nasıldır bilemiyorum ama bana henüz hazır olmadığını söyledi. Yarın tekrar arayacağım.
Arayacağım sıralarda tam metanetimi topluyorum, tamam bu konuşmaya hazırım diyorum. Ama hele de telefonda beklemem için bir müzik çalarsa hop göz pınarlarımla savaşım başlıyor. Telefonu kapattıktan sonra ise hiç savaşmıyorum, istisnasız gözyaşı. Ellerimi yüzümün tamamını kaplayacak şekilde kapayıp, kendimi koruyuşum mu desem karanlığa koyuşum mu. Bilmem...
Bazen ilk inceleyen uzmanın sözleri aklıma geliyor ve iyimser bir hisle doluyorum.
Genel, uzun süreli.
Bazen de boğuluyorum.
Bazen gerçeklerle yüzleşmekten korkuyorum, bazen de geç kalmaktan.
Böyle böyle vakit geçiyor...
Güzel sürprizlerle karşılaştır, yavrumu bana bağışla Allah'ım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder