Bir de Akkuş'un kedilerinden bahsetmek lazım tabii... "Afiyet olsun, Fıstık Ablanıza teşekkür edin" diyerek yeni vedalaştıklarım... Tahinle Kobeyi yanıma alma hayalleri kuruyordum ama bu kedileri görünce fark ettim ki onlar saray değilse de mutlu bir çiftlikte yaşıyor gibiler. Buranın soğuğundan ileri gelen bir adaptasyon mudur yoksa beslenemeyip gelişememekten midir bilmem, kedileri çok küçük. Büyüyemeden öldüklerinden sadece küçükleri mi görüyorum yoksa? Bu ihtimali düşünmek istemiyorum. 2-3 kedi hariç, gördüğüm tüm kediler vücut büyüklüğü olarak çok küçüklerdi.
Ben Samsun'da kar yağdığında kedileri eve alırken, o gece onlar için kara kara düşünür içim sızlayarak sabah ederken, burda martta kar yağıyor, yağıyor; bu naifleşmiş kar. Hayvanlar sürekli caddelerde dolaşıyor yemek arayarak, ah yazarken bile kalbim acıyor, içim daralıyor. Burada eve yerleşme sürecimde çok masrafım oldu. Bu sebeple babamın bana verdiği para ile henüz kedi maması alamadım. İlk maaşımda 1 paket mamayı Samsun'a gönderip, 1 paket mamayı da buraya alacağım.
Buraya ilk geldiğim günlerde bi kedi görmüştüm, topallıyordu. Burada veteriner yok... Petshop filan da yok, kediyi bir kafese koyup götürmek istesem. Bir de o günlerde babamla olduğumdan ve canım babam kediler konusundaki kesinlikle dozu aşmamış hareketlerimi, hassasiyetlerimi ve bazen duygularımı ölçüsüz bulduğu ve sinirlendiği için ilgilenememiştim. 6 gün geçti, zavallı kediciği hiç görmemiştim. Bugün Regaip Kandili, babam gitmeden evvel birlikte aldığımız kıymayı bozulmasın diye kavurup gitmişti. Biraz ondan yedim ama bitirmeye gönlüm elvermedi. Saat dokuz buçuğu geçmiş olmasına rağmen ve Akkuşta bu saatin yaşamın hangi aralığına denk geldiğini bilmememe rağmen, giyindim üzerimi hem çöplerimi atıp hem de kıymayı paketledim. Çöp kutusunun oraya geldiğimde pisi pisi diyince miyavlayarak topallayan kedi gelmesin mi... Ah hem buruldum hem mutlu oldum onu besleyişime. Az sonra ardından bir calico yavru kedi de geldi, ikisi de birbirinden güzel... canlarım... İkiye böldüğüm kıymanın bir kısmını da ona verdim. Bu beni mutlu etti.
İşyerinde her sabah kahvaltıyı birlikte yapıyoruz. Neredeyse her kahvaltımızda peynir artıyor ama kibrit kutusu kadar falan. Yine de şimdilik orada çok yeni olduğumdan ve henüz başka kimsede sokak hayvanlarına karşı bir şefkat sezmediğimden peyniri kedileri ayırmayı teklif edemiyorum. Yine de ilerleyen zamanlarda dile getireceğim.
Kobe ile Tahine ise annem, Eren ve Emine Teyze çok iyi bakıyor, çok şükür. Yarın cuma, Samsun'a geçeceğim, giderken onlara da konserve mama alacağım. İşte böyle Fıstığım... Bunlar hep senin kalbimde yakıverdiğin ışığın huzmeleri. Seni çok seviyorum küçük prensesim. Görüşmek üzere...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder