7 Haziran 2017 Çarşamba

306. gün

Canım kızlarımı unuttum sayılmasın. Hala onları düşünmediğim tek bir gün dahi yok, sadece kedi konusunda kalbim biraz karışık, uyuşuk... Kobe'yi en son 26 Mayıs akşamı sevdim ve ona bir daha rastlayamadım. O pazar, pazartesi, geçtiğimiz pazar, pazartesi sokaklarda hep aradım ama bir türlü çıkmadı karşıma. En son danıştığım çocuklardan biri, bir kadının parkta bir süre siyah bir kediyi sevip sonra evine götürdüğünü söyledi, umarım gerçektir ve umarım o kedi Kobe'mdir.
Fıstıkımın gidişi, Gümüşün gidişi, Tahinin gidişi, ve son olarak da Kobenin gidişi... Bağ kurduğum kedilerin her birinin bu terkleri bende, artık, haliyle, acaba çok yanlış hevesler peşinde miyim hissini ve fikrini doğurdu. Sokakta bir kedi gördüğümde, hele de Akkuşta yine gönlüm sızlıyor, yanımda, elimde evimde imkanlarım dahilinde ne varsa paylaşmak istiyor ve paylaşıyorum, ama acaba bu burada mı kalmalı? Kedilerle bağ kurmamalı ya da bir kediyle bağ kurmanın hayalini de hiç kurmamalı mıyım?
Çünkü Tahinimin gidişinden sonra Kobeyi eve almakta kesin karar kılmış ancak kardeşimin sınav haftalarında ve bayram tatillerinde evde olamayacağımdan yalnız kalmamasını gözeterek bayram sonuna ertelemiştim. Bu zamanlama, yalnızca talihsizlik mi yoksa şevkimin kırılmasının da bir sebebi mi var?
Kedi sevgim böyle mi sürecek?
Sizleri çok seviyorum benim güzel kızlarım. Benim meleklerim.
Bana birer lütuftunuz, beni çok mutlu ettiniz, umarım benden razı da olmuşsunuzdur.
Affetmeniz dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder