Benim miniğim, benim meleğim, benim küçük cennetim... Nasılsın? Memnun musun yerinde, mutlu musun? Seni çok özledim. Samsun, güzel havalar sen demek benim için ve acıklı anılar... Balkonda yemek adetinden duyduğum rahatsızlık, gittiğin yere hep sırtımı dönerek oturmam... Benim minik prensesim. Sana son yazdığımdan bu yana biraz üzücü şeyler yaşadım. Haftaiçi, taaa seni ilk kaybettiğim zamanlar yazdığım bir hanım, yazdığım mesajı yeni gördüğü için bana döndü. Kendisine kedisi ile senin benzerliğinden ötürü ulaşmışım ve arada bir zahmet olmazsa, fırsat bulursa kedisi Şanslı'nın birkaç fotoğrafını atmasını dilemişim. Mesajı atalı neredeyse 8 ay olduğundan, kendisinden cevap gelince açıp yeniden kedisinin fotoğraflarını görüşüm benim için çok duygusal oldu. Sanki sen bir yerlerden çıkagelmişsin gibi hissettim. Gidişinden bu yana onca kedi besledim sokaklarda, onca kedi gördüm. Sana bu kadar benzeyenine rast gelmemiştim. Hanımefendi halimden anladı ve çok yardımsever çıktı. Onlarca fotoğraf gönderdi ve yaşadıkları şehri, semti söyleyip, istediğim zaman kapılarının bana açık olduğunu söyledi. Bir kerecik olsun sevebilmeyi çok dilediğimi söyledim, belki Ercan da bana eşlik ederse bir gün sırf onu sevmeye Ankara'ya giderim. O akşam çok ağladım, çok...
Sonraki günlerim biraz daha yumuşak geçti. Haftasonu, Samsun'a geldim ve annemin bir akrabasının düğünü için şehir dışına çıktık. Uzun zamandır saçlarımı kestirmemin gerekliliğini hissediyor ama ya fırsat bulamıyor ya erteliyordum, düğün için şekillendirmeden hemen önce kestirdim ve böylece sen gitmeden önceden beri bana eşlik eden saçlarımla da vedalaştım. İlk gittiğin zamanlar sana değmiş dokunmuş her parçamla vedalaşmak, her noktamı değiştirmek benim için sancılıydı biliyorsun, o zamanki kadar şiddetli olmasa da, yine de etkilendim. Gözlerim doldu. Kesilen saçlarımı da aldım.
Böyle bir haftanın ardından Samsunda olmak da benim için normalden biraz daha zor oldu.
Geçtiğimiz hafta yanına uğradık ama mezar düzenlemesi olduğundan yanımızda getirdiğimiz hercai menekşelerini, belki toprakla da oynayıp bozarlarsa diye ekemedim. Mezar düzenlemesi için mezar taşlarını da yerlerinden alıp toprağınızın üzerine bırakmışlardı, komşun Maya'nın da sanırım sahipleri onu düzenli ziyaret ediyor olmalı ki taşını geri dikmişlerdi. Ben başına bir şey gelebilir diye dikmedim meleğim. Ziyaretimizde 5 kedi takıldı peşimize, bir calico bir tekir nasıl açmış sevgiye... Tekir ben ayaktayken üzerime tırmanıverdi, şaşıp kaldım :) Uzun uzun sevdim kucağımda.
Bu hafta düğüne gittiğimizden pazar günü Samsunda olamadık, yanına gelemedik, özür dilerim. Seni seviyorum küçüğüm...
Sonraki günlerim biraz daha yumuşak geçti. Haftasonu, Samsun'a geldim ve annemin bir akrabasının düğünü için şehir dışına çıktık. Uzun zamandır saçlarımı kestirmemin gerekliliğini hissediyor ama ya fırsat bulamıyor ya erteliyordum, düğün için şekillendirmeden hemen önce kestirdim ve böylece sen gitmeden önceden beri bana eşlik eden saçlarımla da vedalaştım. İlk gittiğin zamanlar sana değmiş dokunmuş her parçamla vedalaşmak, her noktamı değiştirmek benim için sancılıydı biliyorsun, o zamanki kadar şiddetli olmasa da, yine de etkilendim. Gözlerim doldu. Kesilen saçlarımı da aldım.
Böyle bir haftanın ardından Samsunda olmak da benim için normalden biraz daha zor oldu.
Geçtiğimiz hafta yanına uğradık ama mezar düzenlemesi olduğundan yanımızda getirdiğimiz hercai menekşelerini, belki toprakla da oynayıp bozarlarsa diye ekemedim. Mezar düzenlemesi için mezar taşlarını da yerlerinden alıp toprağınızın üzerine bırakmışlardı, komşun Maya'nın da sanırım sahipleri onu düzenli ziyaret ediyor olmalı ki taşını geri dikmişlerdi. Ben başına bir şey gelebilir diye dikmedim meleğim. Ziyaretimizde 5 kedi takıldı peşimize, bir calico bir tekir nasıl açmış sevgiye... Tekir ben ayaktayken üzerime tırmanıverdi, şaşıp kaldım :) Uzun uzun sevdim kucağımda.
Bu hafta düğüne gittiğimizden pazar günü Samsunda olamadık, yanına gelemedik, özür dilerim. Seni seviyorum küçüğüm...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder