Bazen düşünüyorum da acaba diyorum acaba bütün bu kediler için gösterdiğim çaba bir tür günah çıkarma mı? Bilinçaltımın derinlerinde ya da çok da derin olmayan bir yerlerinde bunu tetikleyen şey sana karşı hissettiğim suçluluk duygusu mu?
Son 1 ayda ölüm üzerine daha uzun ve daha derin düşünür oldum. Yalnız senin gidişin değil, tüm canlılar için, mesela vejeteryan olmaya doğru adım adım ilerliyorum. Küçük bir tavuk hayal ediyorum bir köyde gezinen, minik bi kuzu... Tavuk çiftliğinde yüklenilmiş bi beden ve yitip gitmiş kısacık bi ömür... Bir şeylerin çiftliğinin olması ve avlanmak için ya da tüketmek için üretilmiş olması, o canı daha değersiz mi kılıyor? Dünyaya tek seferlik ziyaretini yapan o canlının yaşadığı ömür gerçekten ona reva mı? Ve nice hayvanlar üzerindeki deney...
Düşündüğüm ölümün kapsamı yalnız bu değil elbette. Senin gidişin bir şeyleri tetikledi mi, yoksa yaşım itibarı ile yavaş yavaş "dünyanın yalanlığı" gerçeğinin yavaş yavaş farkına varacak mıydım bilmiyorum. Kısacık hayatların, kalitesiz hayatların, dünyada ufacık bir iz bırakamamış milyarlarca hayatın, düzen ya da kendi sebep olarak hiç fark etmez yitip gitmiş hayatların, beden yükü ağır işlerde ömür çürütenlerin, herhangi bir şekilde ömrünü gerçek anlamda çürütenlerin, delirenlerin, delirmemek için direnenlerin.... hepsini. Hayatlar ve bitişler. Var oluşlar ve yok oluşlar.
Bazen, bir gün bunları düşünürken her şey ağır gelir mi ve birden sıfırlamak ister miyim diye düşündüğüm de olmuyor değil.
2 gün önce, yanına gelemediğimiz 2 haftanın ardından yanına geldik. 1. pazar annemle babam Erzurum'a gitmişti, bu sebeple beni yanına getirecek kimse olmadı. 2. pazar ise kar yoğundu gelmemiz bizim açımızdan hem tehlikeliydi, hem de mümkün olamayabilirdi. Haftanın sonunu zor getirdim, sık sık seni düşündüm, hatırladım, sık ağladım. Yanına hayli duygusal geliyordum zaten, yolda dolmuştu gözlerim. Annem hala Erzurumdaydı ve Eren dersanede, ne mutlu ki babam yol takibinde duygusallığımı fark etmedi. Mezar alanına geldiğimizde bazı yeni mezar taşlarının olduğunu fark ettim, komşun kedi Maya'nın mezarlığı senden sonra gitmiş olmasına rağmen yanıbaşında duruyordu, seninkinin de konmuş olduğunu tahmin ederek yüksekliği hemen tırmandım. Rüzgar taşını üzerine devirmiş. Senin taşın da gelmiş.
Yalan yok, aylardır ama aylardır her ziyaretimde görmeyi bekliyordum. İstiyordum hatta. Ama görmek beni beklemediğim bir şekilfe yaraladı, çok, çok, çok... Çığlık atmak istedim, hıçkıra hıçkıra ağladım, şimdiye kadarki en duygusal ziyaretimdi. Sanırım bu mezar taşı, gidişinin ilk somut yüzüme vuruluşuydu ve ben, buna hiç hazır değildim.
İnsanların bugüne kadar yakınlarının mezar taşlarını yaptırdıklarında neler hissettiklerini hiç düşünmemiştim. Tüm yüzeyselliğimle sanmıştım ki rahatlarlar, ölen kişiye karşı hissettikleri bir sorumluluğu yerine getirdiklerini hissederler. Ama babam bu şiddetli ağlayışımı hiç yadırgamadı. (Babam senin kaybında çoğu örneğini babanneme bağlar ve acımı kendininki ile eşleştirir) O an, babamın da benzer şeyleri hissetmiş olabileceğini ilk kez fark ettim.
Rüzgar taşların neredeyse hepsini yıkmıştı. Senin kendi taşın da üzerindeydi, önündeki arkadaş Duman'ın taşı da. Nasıl bir rüzgarsa, anlamadım vallahi... Senin taşın için toprağı biraz kazıp, mermer levhanın oturduğu kısmı kazdığımız alana oturttuk. Toprak altlarda çamurlu olduğundan çok derinlere inemedik, ama indiğimiz kadarı da yeterliydi. Sonra mermeri alttaki taşın oyuğunda sabitlemek için araya dal parçaları ile çamur sıkıştrdık. Haftaya da soğuk silikonla gelmeyi planlıyoruz yanına bi terslik olmazsa.
Seni çok özlüyorum Fıstık. Can parçam. Kendimi çok suçluyorum. Senden özürler diliyorum, ve kendime aynanın karşısına geçip tükürmek istiyorum. Kusmak istiyorum kendimi düşündükçe, kendimi bazen bu ölümün sebebi gibi hissediyorum. Bir kediye hayatını sunmayı başaramamış, dünyadaki en aciz ve en gereksiz insan olduğumu düşünüyorum.
Senden bir kere daha özür dilerim. Binlerce kere daha. Ben gidişini öngörmedim ve hiç istemedim. Seni çok sevdiğimi ve benim için çok, çok, çok kıymetli olduğunu bil bebeğim. Benim bitanem.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder